5 Ekim 2009 Pazartesi

Gözlerinde görüyorsan gözlerini...

DÜCANE CÜNDİOĞLU

Bir elinde gül, bir elde câm, geldin sâkiyâ! / Hangisin alsam, gülü, yahut ki câmı, ya seni?

Ne güzel özetlemiş değil mi Nedîm!

İnsanın gözü önce kadehin içindeki bâdeyi görür, sonra kadehin kendisini... ve en nihayet o kadehi tutan eli...

"Hangisinden başlasam?" der durur hep!

Gül'den?.. Câm'dan?.. Sen'den?..

İnsan bu, kınamamalı, önce gülü görür, gülü ister... sonra câmı... sonra o câmı sunanı...

Her defasında göremediği bir tek kendisidir! Kendi gözleri...

* * *
Sophos...

Dilimizdeki tam karşılığı: Hikmet.

Kısa tanımı "hakikatin bilgisi" demek. Hakikatin, yani varolanların...

Hata yapmamalı, inceliğe dikkat etmeli: Hikmet, sadece varolanların bilgisi değil, varolanların da hakikatinin bilgisi demek! Şeyleri, nasılsalar aynen öyle bilmek demek.

Bu yüzden, hikmet, görüneni değil, bilâkis görünenin arkasında kalanı bilmeye çalışmanın adı! Phenomen'i değil, nomen'i yani. Perdenin arkasındakini...

Bu nedenle hikmet uğraşısının bir başka tanımı da keşf-i mahcub. Mahcub olanın, yani üzeri hicabla (perdeyle) örtülmüş olanın örtüsünü açmak...

Mânâsı sathileşmekle birlikte bu terimin bir benzeri İngilizce'de de var: 'discovery', yani cover'ı (örtüyü) kaldırmak...

Immanuel Kant nomen'i değil, ancak phenomen'i bilebileceğimizi söylemişti. Bizim Kelâmcılarımız da bu kanaattedir. Cevherin/özün değil, ancak niteliklerinin bilinebileceğini savunmuşlardır.

Burada o ünlü zat ve sıfat(lar) ayrımı hatırlanmalı. Malum â, zât basîttir, birdir, yalındır, o nedenle bölünemez, bölünemediği için de bilinemez. Kavramsallaştırılamaz çünkü. Tanımlanamaz.

Bilinen, görünen ve görülen sade çokluk'tur. İlim veya bilim dedikleri, en nihayet işbu çokluğun bilgisidir; her halukârda görünenin... kabuğun... dışın...

* * *
Başkaları üzerinde güç ve iktidar talebi olanlar, ister istemez kabuğun bilgisini elde etmek ve o kadarla da yetinmek zorundadırlar.

Öz onların nesine?

Aslâ hatırdan çıkarmamalı, öz gösterilemez, ancak görülebilir. Başkalarına öğretilemez, ancak öğrenilebilir.

Bilimin, siyasetin ve ticaretin öze, özü bilmeye ihtiyacı olmaz. Özün bilgisine, hakikatin bilgisine giden yol, esasen yenilgiye rıza vermekle başlar.

Rıza, yani yenilgiden razı olmak, kabaca yenilgiyi kabullenmek anlamına gelmez, bilâkis rıza, 'yenilgiden hoşlanmak' demektir!

Yenilgiden, yani bu dünyada hakikatin yanında yer almanın bedelinden...

* * *
Mythos...

Aristoteles, inanma'yı bilme'nin, inancı bilgi'nin önüne koyar ve philo-mythos'un (hurafe-sevgisinin) her halukârda philo-sophos'tan (hikmet-sevgisinden) önce geldiğini söyler.

"Bilmek hayretle başlar" der; şaşmakla, şaşakalmakla...

İnsanın şaşma yetisi, onun dikkatini perdenin arkasında kalana yöneltebilmeli... onu öze... içe... derine... daha derine... bilinmeyene değil, bilinemeyene doğru itikleyebilmeli...

Burada akla ihtiyaç da yoktur, lüzum da...

İnsan bir kez şaşırmaya görsün hemen sezgilerinden yardım alır, ve suretlerin içine doğru süzülmeye başlar. Sezgileriyle... bilmeden... farketmeden... ama kolayca... birdenbire...

Sanatın hükümfermâ olduğu alan burasıdır. Evet, bu ara, tamıtamına sanatçının ikamet ettiği bölgedir. Sezgilerin uçuştuğu bu topraklar sanatçılara aittir. Aklın girmesine izin verilmeyen topraklar...

Abartının, daha büyük, her defasında daha büyük göstermenin alanı... şaşırmanın ve şaşırtmanın...

Sanatçı inanan adamdır! Görünmeyene inanan... bilinmeyene...

Perdenin arkasında olanı merak eden, ona işaret eden, lütfen izin veriniz de ilk dilime geleni söyleyeyim: "hakikate meclub olan" adam!

Meclub, ne muhteşem bir kelime! Hakikatin kendisine celb ettiği, çektiği, sürüklediği adamdır sanatçı!

* * *
Ritos...

Ritüel'in kökeni... ibadetin... ayin'in... simâ'nın... tören'in...

Yani "Hakikatin bilmenin (sophos) ve/veya hakikatin sezmenin (mythos) en sahici eseri nedir?" sorusuna verilecek tek cevap, ritos! yani dua... yani çağrı...

Hakikati bilme çabası içindeki nefsin, acziyetini derûnunda bilmesinin ve sezmesinin bütün semeresi, bütün mahsulü yürekten kopan bir çığlıktan ibaret!

Tıpkı Samtî Dede'nin (öl. 1630) —gerçekte Sultan Veled'den tercüme olduğu da söylenen— şu kıt'asında itiraf ettiği gibi:

Ben bilmez idim gizli ayan hep sen imişsin / Canlarda vü tenlerde nihân hep sen imişsin / Senden bu cihan içre nişan ister idim ben / Ahir bunu bildim ki cihan hep sen imişsin!

Samtî dedenin mısralarından hareketle bir noktayı açıklığa kavuşturalım: Perde eşyanın üzerinde değil, o şeylere bakan gözlerdedir; göz kapaklarında...

Perde, gaflet perdesidir ey talib!

Çiğ nefislere, ham ervaha uyup da eşyayı tekmelemeyi bırak artık! Sana ne bâdeden, sana ne câmdan, boşver gülü de sen sâkiye dik gözlerini!

Gözlerinde görüyorsan gözlerini, bekleme, hemen tut ellerini!

Hiç yorum yok:

Etiketler

hmalkan (16) yeni şafak (11) dücane cündioğlu (9) ali bulaç (5) ahmet turan alkan (4) kürt sorunu (4) okuduklarımdan (4) taraf gazetesi (4) zaman gazetesi (4) demokratik açılım (3) feridenin günlüğü (3) kürt açılımı (3) leyla ipekçi (3) nihal karaca (3) türban (3) Türkiye (2) ahmet altan (2) ahmet turan (2) başörtü sorunu (2) esra elönü (2) iskender pala (2) nazan bekiroğlu (2) nihal bengisu (2) sinan paşa (2) tesettür (2) turan alkan (2) türk kimliği (2) ulusal kimlik (2) 1 ocak duası (1) 2009 (1) 28 şubat (1) AB (1) ABD (1) Afganistan (1) Allah'a ısmarladık (1) BOP (1) Bir Model Olarak Hz. Peygamber Dönemi ve Piyasa (1) Cennet hurileriyle takas edilen hüznün hikâyesi (1) Ebuzer (1) Eğreti Gelin (1) Fuzulî (1) Gazze’de Mazlumu Savunurken Diyarbakır’da Zalim Kesilenler (1) Hakikat niçin hep ıslak (1) Japonya (1) Japonya olsun mu? (1) Kafka (1) Katip Çelebi (1) Kemal Sunal (1) Mevlânâ (1) NATO (1) Pakistan (1) Picasso (1) Samtî Dede (1) Stalker (1) Stephen Hawking (1) Sultan Veled (1) Tarkovski (1) Türk ayrılıkçıları (1) Türkçeleştirme (1) acı tenkit (1) adanalı ziya (1) adilmedya.com (1) ahmet paşa (1) ahmet taşgetiren (1) ajda pekkan (1) aksiyon dergisi (1) akıl (1) ali aslan (1) ali koca (1) ali murat güven (1) anatomik tagayyür (1) anayasa mahkemesi (1) anka (1) ankebut 5 (1) anlayış dergisi (1) antropomorfik (1) ateş olmayan yerden yazı çıkmaz (1) atilla fikri ergun (1) avrasya (1) aym (1) aziz mahmud hüdayi (1) aşk (1) aşk hutbesi (1) aşk yapmak (1) aşk üzerine (1) aşk-ı cihan (1) aşkın merhaleleri (1) aşıklık (1) aşıklık odur ki (1) barok dindarlık (1) başka gezegen yok arkadaşlar (1) bedir (1) bengisu karaca (1) beşir ayvazoğlu (1) bilimsel yazar (1) bireysel özgürlük (1) bu hutbe aşkıma gitsin (1) bülent ersoy (1) büyük selanik (1) can güngen (1) cemil meriç (1) cenneti arayan sanat (1) chp (1) cüppeli şövalye (1) darendeli (1) demir leblebidir (1) demokratik hak (1) derviş ruhu (1) dijital cami (1) dilek hanif (1) din de bizim (1) din istismarı (1) dinci (1) dinci basın (1) dindarlar (1) dindarlığın trajedisi (1) dinsiz basın (1) edebiyatta dînî terminoloji (1) elif şafak (1) empati (1) entel sinemacı (1) eril'den eril'e aşkın sırrı (1) ertelenmiş cinsellik (1) estetik (1) estetik toplum (1) evrim (1) ferisiler (1) filistin sorunu (1) formula (1) füsus (1) gazozuna yasin (1) gözlerinde görüyorsan gözlerini (1) haber7 (1) hakan albayrak (1) hakikat (1) happy birthday (1) hastalık ve yaşlılık korkusu (1) hayat (1) hayatın anlamı (1) hayrunnisa gül (1) hazreti aişe (1) hegemonya (1) hendek (1) henry david thoreau (1) her düşünceye saygı (1) hercai yazar (1) herkes kendi cennetine (1) herşey O'dur (1) herşey O'ndandır (1) hiciv (1) hilal kaplan (1) homo islamicus (1) hudeybiye (1) hurma kapsülü (1) hüseyin nasr (1) hüzün (1) hüzünlü veda (1) ihsan eliaçık (1) ihvan (1) ihvan-ı müslimin (1) inamıyorum (1) islam (1) islamcılık (1) islami entelijansiya (1) istenç (1) istihare yatalağı (1) işarat-ı evsaf-ı aşk (1) kadının erkeğe vurgunluğu (1) kahretsin (1) kalp (1) kalp zekası (1) kapitalist tüketim alışkanlıkları (1) karınca kararınca (1) kaybolan paradigmalar (1) kendine iyi bak (1) kerem dağlı (1) kesret (1) kişisel tercih (1) klasik islamcı (1) kuran kursu (1) kutlu doğum (1) kutsallık (1) küçük ölümler (1) kıbrıs (1) laiklik (1) laiklik yorumu (1) mahalle baskısı (1) mahallenin ferisileri (1) marlboro (1) mazhar bağlı (1) medeniyet (1) medeniyet ve ütopya (1) milliyetçilik (1) mizah (1) mizaha meyyalim (1) modern düşünce (1) modernizm (1) muhafazakar (1) muhafazakar kesim (1) muhafazakarlık (1) muktezayı hüsn (1) mustafa kemal (1) mustafa tekin (1) mustafa özel (1) muzip (1) müslüman gençlik (1) müslüman kardeşler (1) müslüman siyaseti (1) müslüman sol (1) müslümanca ekonomi (1) nasır (1) neden hep yaşlı? (1) neden okuyorum (1) nesir dili (1) nihal bengisu karaca (1) niyazi mısrî (1) nuh'un gemisi (1) nurettin huyut (1) obama (1) okuduklarım (1) okuma tutkusu (1) okumak (1) orhan pamuk (1) philip morris (1) putlaştırma (1) q klavye (1) risalehaber (1) romantizm (1) romantizmi kaybettik (1) sabah paşa (1) sadık yalsızuçanlar (1) said nursi (1) sara büyükduru (1) sen önce kendine bak tayfası (1) senai demirci (1) senkretizm (1) seyyid kutup (1) sivil itaatsizlik (1) stanley kubrick (1) suskun buldum (1) sözde vatandaş (1) tarzı (1) tasavvuf (1) taşgetiren (1) taşra hocaları (1) tenzih (1) terörist (1) teşbih (1) tiki (1) tiki ümmet (1) turuncu dergisi (1) türkiyelilik (1) türkçülük (1) uhud (1) utopia (1) vahdet (1) vallahi dertten (1) varoluş (1) veda ve yolcular (1) vitali hakko (1) yenilgi (1) yenilgiye ağıt (1) yeşilçam (1) yılbaşı (1) zaman (1) zorla laik (1) âşık olmak (1) çarşaf açılımı (1) çağdaş dindarlık (1) çocukluğun mahalleleri (1) ölüm korkusu (1) ölümsüzlük (1) ömer faruk darendeli (1) öss (1) öss vasıtaları (1) öteki mahalle (1) özkan erdem (1) ümmet (1) ütopya (1) Şems-i Tebrizî (1) şeriata uygun günah (1) şeyh-i ekber (1) şiir dili (1) şinasi (1) şişmanlık (1)