NİHAL B. KARACA
Psikanaliz demode oldu; ama ben şu mahalle baskısı denilen tartışmada, 'benim mahallem iyi, senin mahallen kötü' kavgasına hakim olan çocuksu edaya bakarak, malum tartışmanın çocukluğa kadar giden travmalarda gizli olduğunu düşünüyorum zaman zaman.
Dindar muhafazakâr mahallenin baskıcılığından şikâyet edenlerin geçmişinde bir eli sopalı Kur'an kursu hocası olduğu vehmine kapılıyorum sık sık.
Nitekim ben de, çocukluğunun bir kısmını öteki mahallede geçirmiş biri olarak, o kısma baktığımda hiç de iç açıcı şeyler görmüyorum. Çocukken zaten herkes biraz zalimdir, denilebilir. Hayır. 'Çocukluk işte! deyip geçemeyeceğiniz bir alandır zalimlik; zira içeriğinin ne olacağını, zalimliğin hangi enstrüman üzerinden yürüyeceğini mahalledeki patoloji belirler. Öte yandan, yaşanan tartışmaların ne kadar 'çocukça' olduğunu göstermek açısından çocukluğun dünyası kadar velud ve temiz bir anılar sarnıcı daha yoktur.
Benim yaşadığım İzmir Basın Sitesi'ndeki patoloji, çocukluğun kendine özgü zalimliğinin içini 'çağdaş yaşam tarzı' göstergelerine uygunluk-uygunsuzluk kriterleriyle donatıyordu sözgelimi. Tabii ki iş, Ramazan pidesinin sıcak kokusuyla coşmaya gelince çok Müslüman'dı mahalle; ama o kadar. Mahallenin bizden dört-beş yaş büyük olan genç kız çetesi tarafından çağrılıp hiç oje sürmediğim gerekçesiyle azarlandığımı dün gibi hatırlıyorum. Hatta bizim ailenin neden yazları Çeşme'ye Kuşadası'na gitmediği, eğer onlardan habersiz gidiyorsak onlara bikinilerimi göstermem gerektiği de 'gerilim' konularımızdan biriydi. Sonra kadını erkeği, genci yaşlısı ile yaz mevsimini şortla geçiren İzmirlinin kriterlerini içselleştirmiş bu genç mahkeme heyetinin önünde bir kez de neden hiç 'şort' giymediğim sorgusuna maruz kalmıştım. Diz üstü eteğimi bile kabul ettiremediğim bu yeniyetmelerin üçüncü ve son yargısı 'Duyduk ki, baban gericiymiş!' olmuştu.
Bu sorgu diğerlerinden daha farklı gelişti; çünkü biraz daha merhametli olanı azıcık mütereddit 'ama aynı zamanda doktor...' deyivermiş ve sorgu çetesi ikiye bölünmüştü. Günümüz Türkiye'sindeki tartışmaların küçük ölçekli versiyonuydu kızları karşı karşıya getiren. Kelime hazineleri ve kavram dünyaları pek tabii daha dar olan bu İzmirli genç kızların bir bölümü 'dindarsa çağdaş olamaz, çağdaşsa dindar olamaz' tezini savunurken diğer grubu, 'doktor olmuş adam, vardır bir bildiği kendince' diyordu. İkinci ve görece merhametli olan gruba göre bile, babam kapıcı olsaydı, yatacak yerim yoktu.
Sonunda 'babamın değerli biri olabileceği, ama benim mutlaka şort giymem gerektiği' konusunda 'uzlaşma'ya varılmıştı. Ne kadar çocukça, ama ne kadar da tanıdık.
Çocukluğun kendine özgü dünyasının da bir sınırı vardı nitekim. Çeteye hesap vermekle yükümlü olan grupla takılmadım bir daha. Öfkemin transferi ise tıpkı yetişkinler dünyasındaki gibi oldu. Annesi çalıştığı için, 60 yaşında hâlâ oje süren ve şort giyen anneannesi tarafından büyütülen ezik bir kız arkadaş buldum kendime. Gayet zalimce, 'Siz ne biçim ailesiniz?' 'Bak, benim annem her zaman bizim başımızda!' diye diye ezdim onu. Küçük şefkat parçaları ve ikramlarımla yeniden kendime bağladım, sonra yeniden ağlattım. Yıllar sonra bu yaptığım şeyi şirket patronlarının yöneticilik taktikleri, adam çalıştırma sanatları arasında saydığını, tarif ettiğini gördüğümde de hiç şaşırmadım.
Fakat çetenin aksine, beni durduran bir şey oldu. Arkadaşlığımızın ikinci ayında yakalandığım kabakulak hastalığını 'yukarıya' bağladım/bağlamayı bilmek, Yaratıcı'yla dolaysız temas da çocuklukta yeşeren bir hasletti belki.
İyilik ile kötülük arasındaki son eşikten önce durmam gereken bir nokta olduğunu, ne kadar cezp edici olsa da ileri gitmemek gerektiğini, 'yukarının' koyduğu ilkelerin bu anlamda ne kadar faydalı olduğunu kavradım. Bu kelimelerle değil tabii. Çocukluğun kendine özgü alfabesiyle.
Özetle: Yolu dayaklı Kur'an kursundan geçmiş olup da muhafazakar kesime düşman düşmüş olanlar 70 yıldır sıra savmaktalar. İktidarda AKP var deyip işi öteki mahalleyi ezmeye dönüştürmek isteyen varsa -ki hiç sanmıyorum- onlar da, çocuklukta sahip olduğumuz lükslere sahip olmadığımızı bilmeliler. Bizi başkalarına zulmetmekten alıkoymak üzere getirilmiş çok ciddi engeller var çünkü. Yukarıda Allah var misal.
09 Ocak 2008, Çarşamba
23 Mart 2008 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Etiketler
hmalkan
(16)
yeni şafak
(11)
dücane cündioğlu
(9)
ali bulaç
(5)
ahmet turan alkan
(4)
kürt sorunu
(4)
okuduklarımdan
(4)
taraf gazetesi
(4)
zaman gazetesi
(4)
demokratik açılım
(3)
feridenin günlüğü
(3)
kürt açılımı
(3)
leyla ipekçi
(3)
nihal karaca
(3)
türban
(3)
Türkiye
(2)
ahmet altan
(2)
ahmet turan
(2)
başörtü sorunu
(2)
esra elönü
(2)
iskender pala
(2)
nazan bekiroğlu
(2)
nihal bengisu
(2)
sinan paşa
(2)
tesettür
(2)
turan alkan
(2)
türk kimliği
(2)
ulusal kimlik
(2)
1 ocak duası
(1)
2009
(1)
28 şubat
(1)
AB
(1)
ABD
(1)
Afganistan
(1)
Allah'a ısmarladık
(1)
BOP
(1)
Bir Model Olarak Hz. Peygamber Dönemi ve Piyasa
(1)
Cennet hurileriyle takas edilen hüznün hikâyesi
(1)
Ebuzer
(1)
Eğreti Gelin
(1)
Fuzulî
(1)
Gazze’de Mazlumu Savunurken Diyarbakır’da Zalim Kesilenler
(1)
Hakikat niçin hep ıslak
(1)
Japonya
(1)
Japonya olsun mu?
(1)
Kafka
(1)
Katip Çelebi
(1)
Kemal Sunal
(1)
Mevlânâ
(1)
NATO
(1)
Pakistan
(1)
Picasso
(1)
Samtî Dede
(1)
Stalker
(1)
Stephen Hawking
(1)
Sultan Veled
(1)
Tarkovski
(1)
Türk ayrılıkçıları
(1)
Türkçeleştirme
(1)
acı tenkit
(1)
adanalı ziya
(1)
adilmedya.com
(1)
ahmet paşa
(1)
ahmet taşgetiren
(1)
ajda pekkan
(1)
aksiyon dergisi
(1)
akıl
(1)
ali aslan
(1)
ali koca
(1)
ali murat güven
(1)
anatomik tagayyür
(1)
anayasa mahkemesi
(1)
anka
(1)
ankebut 5
(1)
anlayış dergisi
(1)
antropomorfik
(1)
ateş olmayan yerden yazı çıkmaz
(1)
atilla fikri ergun
(1)
avrasya
(1)
aym
(1)
aziz mahmud hüdayi
(1)
aşk
(1)
aşk hutbesi
(1)
aşk yapmak
(1)
aşk üzerine
(1)
aşk-ı cihan
(1)
aşkın merhaleleri
(1)
aşıklık
(1)
aşıklık odur ki
(1)
barok dindarlık
(1)
başka gezegen yok arkadaşlar
(1)
bedir
(1)
bengisu karaca
(1)
beşir ayvazoğlu
(1)
bilimsel yazar
(1)
bireysel özgürlük
(1)
bu hutbe aşkıma gitsin
(1)
bülent ersoy
(1)
büyük selanik
(1)
can güngen
(1)
cemil meriç
(1)
cenneti arayan sanat
(1)
chp
(1)
cüppeli şövalye
(1)
darendeli
(1)
demir leblebidir
(1)
demokratik hak
(1)
derviş ruhu
(1)
dijital cami
(1)
dilek hanif
(1)
din de bizim
(1)
din istismarı
(1)
dinci
(1)
dinci basın
(1)
dindarlar
(1)
dindarlığın trajedisi
(1)
dinsiz basın
(1)
edebiyatta dînî terminoloji
(1)
elif şafak
(1)
empati
(1)
entel sinemacı
(1)
eril'den eril'e aşkın sırrı
(1)
ertelenmiş cinsellik
(1)
estetik
(1)
estetik toplum
(1)
evrim
(1)
ferisiler
(1)
filistin sorunu
(1)
formula
(1)
füsus
(1)
gazozuna yasin
(1)
gözlerinde görüyorsan gözlerini
(1)
haber7
(1)
hakan albayrak
(1)
hakikat
(1)
happy birthday
(1)
hastalık ve yaşlılık korkusu
(1)
hayat
(1)
hayatın anlamı
(1)
hayrunnisa gül
(1)
hazreti aişe
(1)
hegemonya
(1)
hendek
(1)
henry david thoreau
(1)
her düşünceye saygı
(1)
hercai yazar
(1)
herkes kendi cennetine
(1)
herşey O'dur
(1)
herşey O'ndandır
(1)
hiciv
(1)
hilal kaplan
(1)
homo islamicus
(1)
hudeybiye
(1)
hurma kapsülü
(1)
hüseyin nasr
(1)
hüzün
(1)
hüzünlü veda
(1)
ihsan eliaçık
(1)
ihvan
(1)
ihvan-ı müslimin
(1)
inamıyorum
(1)
islam
(1)
islamcılık
(1)
islami entelijansiya
(1)
istenç
(1)
istihare yatalağı
(1)
işarat-ı evsaf-ı aşk
(1)
kadının erkeğe vurgunluğu
(1)
kahretsin
(1)
kalp
(1)
kalp zekası
(1)
kapitalist tüketim alışkanlıkları
(1)
karınca kararınca
(1)
kaybolan paradigmalar
(1)
kendine iyi bak
(1)
kerem dağlı
(1)
kesret
(1)
kişisel tercih
(1)
klasik islamcı
(1)
kuran kursu
(1)
kutlu doğum
(1)
kutsallık
(1)
küçük ölümler
(1)
kıbrıs
(1)
laiklik
(1)
laiklik yorumu
(1)
mahalle baskısı
(1)
mahallenin ferisileri
(1)
marlboro
(1)
mazhar bağlı
(1)
medeniyet
(1)
medeniyet ve ütopya
(1)
milliyetçilik
(1)
mizah
(1)
mizaha meyyalim
(1)
modern düşünce
(1)
modernizm
(1)
muhafazakar
(1)
muhafazakar kesim
(1)
muhafazakarlık
(1)
muktezayı hüsn
(1)
mustafa kemal
(1)
mustafa tekin
(1)
mustafa özel
(1)
muzip
(1)
müslüman gençlik
(1)
müslüman kardeşler
(1)
müslüman siyaseti
(1)
müslüman sol
(1)
müslümanca ekonomi
(1)
nasır
(1)
neden hep yaşlı?
(1)
neden okuyorum
(1)
nesir dili
(1)
nihal bengisu karaca
(1)
niyazi mısrî
(1)
nuh'un gemisi
(1)
nurettin huyut
(1)
obama
(1)
okuduklarım
(1)
okuma tutkusu
(1)
okumak
(1)
orhan pamuk
(1)
philip morris
(1)
putlaştırma
(1)
q klavye
(1)
risalehaber
(1)
romantizm
(1)
romantizmi kaybettik
(1)
sabah paşa
(1)
sadık yalsızuçanlar
(1)
said nursi
(1)
sara büyükduru
(1)
sen önce kendine bak tayfası
(1)
senai demirci
(1)
senkretizm
(1)
seyyid kutup
(1)
sivil itaatsizlik
(1)
stanley kubrick
(1)
suskun buldum
(1)
sözde vatandaş
(1)
tarzı
(1)
tasavvuf
(1)
taşgetiren
(1)
taşra hocaları
(1)
tenzih
(1)
terörist
(1)
teşbih
(1)
tiki
(1)
tiki ümmet
(1)
turuncu dergisi
(1)
türkiyelilik
(1)
türkçülük
(1)
uhud
(1)
utopia
(1)
vahdet
(1)
vallahi dertten
(1)
varoluş
(1)
veda ve yolcular
(1)
vitali hakko
(1)
yenilgi
(1)
yenilgiye ağıt
(1)
yeşilçam
(1)
yılbaşı
(1)
zaman
(1)
zorla laik
(1)
âşık olmak
(1)
çarşaf açılımı
(1)
çağdaş dindarlık
(1)
çocukluğun mahalleleri
(1)
ölüm korkusu
(1)
ölümsüzlük
(1)
ömer faruk darendeli
(1)
öss
(1)
öss vasıtaları
(1)
öteki mahalle
(1)
özkan erdem
(1)
ümmet
(1)
ütopya
(1)
Şems-i Tebrizî
(1)
şeriata uygun günah
(1)
şeyh-i ekber
(1)
şiir dili
(1)
şinasi
(1)
şişmanlık
(1)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder