DOÇ. DR. MUSTAFA TEKİN
Tasavvuf, sadece İslam’ın değil, bir çok dinlerin “gönül” ve “mistik” boyutlu tecrübelerini ifade etmesi açısından evrensel bir görünüm arz etmektedir. Ancak tabii ki İslam’ın kendi tarihsel tecrübesi içinde, tasavvufın kendisine özel bir doğuşu ve gelişimi söz konusudur ve bu uzun soluklu araştırmaların konusu olarak ortaya çıkar. Tasavvuf, tamamen dışsallaştırılmış, zahirileştirilmiş dinsel deneyimlerin otomatlığı karşısında, “içsel” olanın sıcaklığını hissettirmesi bağlamında dengeleyici bir unsur olarak da görülebilir. Fakat bu otomatlığa, mekanikliğe düşmeyelim derken, “içsel tecrübe”nin, “batın”ın, batıniliğe doğru kayması, geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemli bir problemdir ve günümüzün postmodern yönelimleriyle örtüşmektedir. Dolayısıyla tasavvufi söylem ve batınilik arasındaki ince çizginin ayırt edilmemesi, son kertede postmodernliğe tasavvufi söylem içerisinde yaşam alanı açabilmektedir.
Aslında bu konuyu sorunsallaştırmam; gerek dünya ölçeğinde gerekse Türkiye’de tasavvufa olan yönelimlerin karakteristikleridir. Birinci dikkati çeken husus; bilhassa Amerika ve Avrupa’da gerek müslüman olanların gerekse olmayanların özellikle Mevlâna merkezli tasavvufa yönelimleri. Bu yönelimi, Batı’da konuşulan insan ve toplumun ölümü gibi hayati sorunlar karşısında bir arayışı; yanı sıra Aydınlanma’nın katı rasyonel eğilimlerinin Batı toplumlarını bıraktığı çıkmaz sokak için bir açılım elde etme olarak okumak mümkündür. Fakat bu arayış ve açılım çabalarının, seküler düşünce ve eğilimlere tasavvufi söylem içerisinde “yer edindirme” teşebbüslerine dönüşmesi, batıniliği çağdaş formları içinde yeniden hortlatmaktadır. İşin gerçeği özgürlükçü ve açılımcı bir aromayla yurtiçinde de dolaşıma sokulan bu söylem ve pratikler, Elif Şafak ve Orhan Pamuk gibi yazarların romanlarıyla kültürün içine yerleşmeye çalışmakta; muhafazakarlar başta olmak üzere ezilmiş ve bastırılmışların gönüllerini okşamaya devam etmektedirler.
İkinci dikkati çeken husus; tasavvufun dinin sınıfsal hale geldiği yeni alanı tanımlıyor; ona bir köprü oluşturuyor görüntüsüne bürünmesidir. Bunu bilhassa yakın zamanlarda kimi medyatik kişilerin tasavvufi yönelimlere sahip oldukları şeklindeki argümanlarda izlemek mümkündür. Burada kimin hangi yönelime sahip olduğu temel problemimiz olmamakla birlikte, tasavvufun yaşam tarzını değiştirmeden, İslami yönelimin yeni alanı haline gelecek biçimde istiap haddinin genişletilmesi söz konusudur. Halbuki bir paradigmadan diğerine dönüşümün ayırtedici çizgisi, yaşam tarzıdır. Bu durumda yeni parola şu olmaktadır: “Bize gel; istediğin gibi yaşa.”
Bunu hiç şüphesiz bizzat bugün bazı tasavvuf ve tarikat liderleri ile takipçilerinin tavırlarında da izlemek mümkündür. Tasavvuf, dünya nimetleriyle ilişkileri asgari seviyeye indirmeyi bir yaşam tarzı olarak benimser. Bunun anlamı; dünyada bir derviş ruhu ve pratiğiyle yaşamaktır. İtalyan marka son moda gözlükler, pahalı ve markalı elbiseler, beş yıldızlı otel ve salonlarda yemek ve tatiller giderek tasavvuf erbabının da içine giren yeni virüsler olarak epey zamandır arz-ı endam ediyorlar. Jet skysine binmiş sakallı tasavvuf erbabının, tasavvufun özenle altını çizdiği sade yaşam ve paylaşıma dair nasıl bir mesaj verdiğini düşüneceğiz? Fakat sosyal sınıfların toplumun bir gerçeği olduğu; buradaki eleştiri konusunun insanların bu tür sınıf aidiyetleri üzerine odaklanmadığını da belirtmeliyiz.
İslam’ın “içsel”, “anlama”ya yönelik bir deneyimlemesi diyebileceğimiz tasavvuf, pasifleşmenin, dünyaya (dünya sorunlarına) karşı ilgisizliğin, konformizmin geniş ve derin ağları içinde yeniden okundukça, kitleleri uyuştururken “islami” etiketi ile garanti sunmaya devam etmektedir. Öte yandan zahirin otomatlığını dengeye getirici işlevi, postmodernizmin ilkelerini batıni yorumun emniyeti altında İslam’ın içine dahil ederken, hem kendisi değişmekte hem de onaylanmış prototipler üretmektedir. Bu prototipler yogadan sağlıklı yaşama, mistik olandan İslami söyleme kadar, Foucaultçu terimle ifade edersek, heterotopik nitelikler taşımakta; senkretik görünümü ise sanki kendi tabiatı gibi meczetmiş görünmektedir. Bugün yeni dini hareketler adı altındaki bir çok oluşumun ortak noktası da “mistik”lik ve “senkretizm” olarak dikkat çekmektedir.
Açıkça belirtmek gerekirse, günümüzde konformizme, müslümanların dünyanın sorunlarına ilgisizliğine karşın tasavvufun temel işlevi; “derviş ruhlu bir yaşam pratiği”ni devreye sokmasıdır. Dünyanın önemli bir kısmının açlık, yoksulluk ve savaşla mücadele ettiği, “insan”ın ölümünün konuşulduğu; ekoloji, çevre ve gıda gibi bir çok tartışma konusunun varoluşsal bir sorunu işaretlediği bir zamanda, bunlara dair “kal” ve “hal” diliyle bir şey söylemeden, sadece sayısal zikir ve tesbih merkezli söylemler ile mistiklik ve büyüsellik, insana ve hayata değmeyen bir tasavvuf dilini inşa etmektedirler. İşte “derviş ruhu ve pratiğiyle yaşamama”nın bir sonucu olarak tasavvufu uyuşturucu ya da kitle imha silahı haline getiren tam da bu noktadır.
Tarihin tekerrürü, Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerin kıssalarında çok rahat izlenir. Bu tarih bize, bozulmanın Baudrillard’ın deyişiyle virüsün merkeze taşınmasıyla çok “tanıdık” izlekler üzerinden olabileceğini gösterirken; diğer yandan teolojinin gündelik yaşamla kopmaz bağına işaret eder. Bu durum Şeriati’nin kavramsallaştırmasında “dine karşı din” şeklinde kendine yer bulurken, Marx’ın jargonunda “afyon” kelimesinin hayatı kapsayıcı etkisiyle açıklanır. Bunun arkasından kitlelerin ne ile uyuşturulduğu sorusu ise tamamen teferruat kalacaktır.
25 Mart 2010 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Etiketler
hmalkan
(16)
yeni şafak
(11)
dücane cündioğlu
(9)
ali bulaç
(5)
ahmet turan alkan
(4)
kürt sorunu
(4)
okuduklarımdan
(4)
taraf gazetesi
(4)
zaman gazetesi
(4)
demokratik açılım
(3)
feridenin günlüğü
(3)
kürt açılımı
(3)
leyla ipekçi
(3)
nihal karaca
(3)
türban
(3)
Türkiye
(2)
ahmet altan
(2)
ahmet turan
(2)
başörtü sorunu
(2)
esra elönü
(2)
iskender pala
(2)
nazan bekiroğlu
(2)
nihal bengisu
(2)
sinan paşa
(2)
tesettür
(2)
turan alkan
(2)
türk kimliği
(2)
ulusal kimlik
(2)
1 ocak duası
(1)
2009
(1)
28 şubat
(1)
AB
(1)
ABD
(1)
Afganistan
(1)
Allah'a ısmarladık
(1)
BOP
(1)
Bir Model Olarak Hz. Peygamber Dönemi ve Piyasa
(1)
Cennet hurileriyle takas edilen hüznün hikâyesi
(1)
Ebuzer
(1)
Eğreti Gelin
(1)
Fuzulî
(1)
Gazze’de Mazlumu Savunurken Diyarbakır’da Zalim Kesilenler
(1)
Hakikat niçin hep ıslak
(1)
Japonya
(1)
Japonya olsun mu?
(1)
Kafka
(1)
Katip Çelebi
(1)
Kemal Sunal
(1)
Mevlânâ
(1)
NATO
(1)
Pakistan
(1)
Picasso
(1)
Samtî Dede
(1)
Stalker
(1)
Stephen Hawking
(1)
Sultan Veled
(1)
Tarkovski
(1)
Türk ayrılıkçıları
(1)
Türkçeleştirme
(1)
acı tenkit
(1)
adanalı ziya
(1)
adilmedya.com
(1)
ahmet paşa
(1)
ahmet taşgetiren
(1)
ajda pekkan
(1)
aksiyon dergisi
(1)
akıl
(1)
ali aslan
(1)
ali koca
(1)
ali murat güven
(1)
anatomik tagayyür
(1)
anayasa mahkemesi
(1)
anka
(1)
ankebut 5
(1)
anlayış dergisi
(1)
antropomorfik
(1)
ateş olmayan yerden yazı çıkmaz
(1)
atilla fikri ergun
(1)
avrasya
(1)
aym
(1)
aziz mahmud hüdayi
(1)
aşk
(1)
aşk hutbesi
(1)
aşk yapmak
(1)
aşk üzerine
(1)
aşk-ı cihan
(1)
aşkın merhaleleri
(1)
aşıklık
(1)
aşıklık odur ki
(1)
barok dindarlık
(1)
başka gezegen yok arkadaşlar
(1)
bedir
(1)
bengisu karaca
(1)
beşir ayvazoğlu
(1)
bilimsel yazar
(1)
bireysel özgürlük
(1)
bu hutbe aşkıma gitsin
(1)
bülent ersoy
(1)
büyük selanik
(1)
can güngen
(1)
cemil meriç
(1)
cenneti arayan sanat
(1)
chp
(1)
cüppeli şövalye
(1)
darendeli
(1)
demir leblebidir
(1)
demokratik hak
(1)
derviş ruhu
(1)
dijital cami
(1)
dilek hanif
(1)
din de bizim
(1)
din istismarı
(1)
dinci
(1)
dinci basın
(1)
dindarlar
(1)
dindarlığın trajedisi
(1)
dinsiz basın
(1)
edebiyatta dînî terminoloji
(1)
elif şafak
(1)
empati
(1)
entel sinemacı
(1)
eril'den eril'e aşkın sırrı
(1)
ertelenmiş cinsellik
(1)
estetik
(1)
estetik toplum
(1)
evrim
(1)
ferisiler
(1)
filistin sorunu
(1)
formula
(1)
füsus
(1)
gazozuna yasin
(1)
gözlerinde görüyorsan gözlerini
(1)
haber7
(1)
hakan albayrak
(1)
hakikat
(1)
happy birthday
(1)
hastalık ve yaşlılık korkusu
(1)
hayat
(1)
hayatın anlamı
(1)
hayrunnisa gül
(1)
hazreti aişe
(1)
hegemonya
(1)
hendek
(1)
henry david thoreau
(1)
her düşünceye saygı
(1)
hercai yazar
(1)
herkes kendi cennetine
(1)
herşey O'dur
(1)
herşey O'ndandır
(1)
hiciv
(1)
hilal kaplan
(1)
homo islamicus
(1)
hudeybiye
(1)
hurma kapsülü
(1)
hüseyin nasr
(1)
hüzün
(1)
hüzünlü veda
(1)
ihsan eliaçık
(1)
ihvan
(1)
ihvan-ı müslimin
(1)
inamıyorum
(1)
islam
(1)
islamcılık
(1)
islami entelijansiya
(1)
istenç
(1)
istihare yatalağı
(1)
işarat-ı evsaf-ı aşk
(1)
kadının erkeğe vurgunluğu
(1)
kahretsin
(1)
kalp
(1)
kalp zekası
(1)
kapitalist tüketim alışkanlıkları
(1)
karınca kararınca
(1)
kaybolan paradigmalar
(1)
kendine iyi bak
(1)
kerem dağlı
(1)
kesret
(1)
kişisel tercih
(1)
klasik islamcı
(1)
kuran kursu
(1)
kutlu doğum
(1)
kutsallık
(1)
küçük ölümler
(1)
kıbrıs
(1)
laiklik
(1)
laiklik yorumu
(1)
mahalle baskısı
(1)
mahallenin ferisileri
(1)
marlboro
(1)
mazhar bağlı
(1)
medeniyet
(1)
medeniyet ve ütopya
(1)
milliyetçilik
(1)
mizah
(1)
mizaha meyyalim
(1)
modern düşünce
(1)
modernizm
(1)
muhafazakar
(1)
muhafazakar kesim
(1)
muhafazakarlık
(1)
muktezayı hüsn
(1)
mustafa kemal
(1)
mustafa tekin
(1)
mustafa özel
(1)
muzip
(1)
müslüman gençlik
(1)
müslüman kardeşler
(1)
müslüman siyaseti
(1)
müslüman sol
(1)
müslümanca ekonomi
(1)
nasır
(1)
neden hep yaşlı?
(1)
neden okuyorum
(1)
nesir dili
(1)
nihal bengisu karaca
(1)
niyazi mısrî
(1)
nuh'un gemisi
(1)
nurettin huyut
(1)
obama
(1)
okuduklarım
(1)
okuma tutkusu
(1)
okumak
(1)
orhan pamuk
(1)
philip morris
(1)
putlaştırma
(1)
q klavye
(1)
risalehaber
(1)
romantizm
(1)
romantizmi kaybettik
(1)
sabah paşa
(1)
sadık yalsızuçanlar
(1)
said nursi
(1)
sara büyükduru
(1)
sen önce kendine bak tayfası
(1)
senai demirci
(1)
senkretizm
(1)
seyyid kutup
(1)
sivil itaatsizlik
(1)
stanley kubrick
(1)
suskun buldum
(1)
sözde vatandaş
(1)
tarzı
(1)
tasavvuf
(1)
taşgetiren
(1)
taşra hocaları
(1)
tenzih
(1)
terörist
(1)
teşbih
(1)
tiki
(1)
tiki ümmet
(1)
turuncu dergisi
(1)
türkiyelilik
(1)
türkçülük
(1)
uhud
(1)
utopia
(1)
vahdet
(1)
vallahi dertten
(1)
varoluş
(1)
veda ve yolcular
(1)
vitali hakko
(1)
yenilgi
(1)
yenilgiye ağıt
(1)
yeşilçam
(1)
yılbaşı
(1)
zaman
(1)
zorla laik
(1)
âşık olmak
(1)
çarşaf açılımı
(1)
çağdaş dindarlık
(1)
çocukluğun mahalleleri
(1)
ölüm korkusu
(1)
ölümsüzlük
(1)
ömer faruk darendeli
(1)
öss
(1)
öss vasıtaları
(1)
öteki mahalle
(1)
özkan erdem
(1)
ümmet
(1)
ütopya
(1)
Şems-i Tebrizî
(1)
şeriata uygun günah
(1)
şeyh-i ekber
(1)
şiir dili
(1)
şinasi
(1)
şişmanlık
(1)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder