7 Şubat 2010 Pazar

'Düzeni dönüştürme' iddiasıyla yola çıkıp 'düzenin kölesi'ne dönüşenler

ALİ MURAT GÜVEN

Dindarlar, sivil örgütlenmenin "yoksul üniversite öğrencilerine burs dağıtmak" ya da "yaz aylarında Kur'an kursları düzenlemek"ten çok daha öte anlamlara sahip stratejik bir girişim olduğunu, ancak Turgut Özal'lı yıllarda fark edebildiler. Bu dönemde, Özal'ın da -gelmiş geçmiş bütün sağ iktidarların yaptığı gibi- esaret kafesinin kilidini tam olarak açmayıp bir parça daha gevşetmesiyle birlikte, 1990'ların başlarında ilk kez "İlim Yayma Cemiyeti" tarzı örgütçülük yapılanmalarından daha ileri düzeyde bir sivil toplum vizyonuna yöneldiler İslâmcılar... Bunun sonucunda da yalnızca açlara karavana ya da öğrencilere burs dağıtan dernekler/vakıflar değil, "ülkeyi yönetmeye" ya da en azından düşünsel boyutta yönlendirmeye tâlip daha karmaşık sivil örgütlenmeler kurulmaya başlandı.

Bünyesinde sinema, tiyatro, felsefe, müzik, siyaset tarihi, gazetecilik, televizyonculuk ve benzeri alanlarda sistematik eğitim verilen muhtelif dernek, vakıf ya da dersane benzeri kuruluşların ardı ardına mantar gibi türemeleri tam da bu döneme rastlar.

Böylesi merkezlerin kuruluş amacı hiç kuşkusuz ki son derece yalın ve iyi niyetliydi. "Bir ayağı kendi kültürünün merkezinde dururken, diğer ayağıyla da Batı'nın alternatif düşünce formlarını yakından tanıma fırsatı bulduğu ufuk turları yapan, böylelikle her iki bakış açısından ülkesi adına anlamlı ve yararlı bir sentez çıkartabilecek zımba gibi bir Müslüman gençlik" yetiştirmek istiyordu o zamanki "ağabeyler" ve "ablalar"... Çünkü, yürekleri hem maddî hem de manevî yoksulluktan dolayı yıllar yılı kanamıştı. Bir yandan beş vakit namazlarını hiç sektirmezken, öte yandan Focault, Marx, Hegel, Kant, Adorno, Benjamin ve Horkheimer gibi adamları sular seller gibi ezbere bilen, bu yönleriyle kendilerinden çok daha iyi şartlarda yetişmiş, bilgi birikimi açısından özgüveni yüksek bir gençlik görmek istiyorlardı karşılarında...

O yüzden de söz konusu kültürel-sanatsal organizasyonlara ciddi paralar ve emekler harcadılar.

Ancak, ülkenin kültür-sanat arenasında varolma adına verilen bu ihtiraslı savaşın, hiç hesap edemedikleri bir başka cephesi daha vardı. O da "dönüştürme iddiasıyla arenaya girenler"in, batı felsefesinin insanı ayartıcı dalgalarına kapılıp bir süre sonra "paşa paşa dönüşme tehlikesi"... Yani düşmanla savaşmaya gönderdiğin zinde kuvvetlerin düşman sultanları tarafından giyilen ipek elbiselere, onları yelpazeleyen dilberlerin baş döndürücü güzelliğine ve saraylarındaki yalancı ihtişama aldanıp, fiilen olmasa bile en azından kafa yapısı itibarıyla birer "düşman askeri"ne devşirilmesi hâli...

Yozlaştırıcı dış tehlikelere karşı gardlarını uzun yıllar öncesinde çok kararlı bir biçimde almış, bu yönleriyle yalnızca toplumun liberal ve sol kesimlerince değil, dindar toplulukların ekseriyeti tarafından bile "yobaz " ve "tutucu" sayılan çok az sayıda ve sınırlı mevcutlu bir kaç tarikat oluşumu haricinde, an itibarıyla İslâmî kesimde yaşanan genel manzara aynen budur. "Daha iyi ve daha donanımlı birer Müslüman olsunlar" diye arkalarından dualarla su dökülerek bu tür eğitim-öğretim zincirlerine teslim edilen milyonlarca genç kız ve erkek, zaman içinde kendilerinin bile farkına varamadıkları dehşetengiz bir dönüşüm geçirerek düpedüz "batılı düşünce sistematiğinin devşirmeleri" oldular. Bu yolculuğa çıktıkları ilk gün, hem onlar, hem ebeveynleri, hem de anılan kurumların tesis edicisi konumundaki kanaat önderleri tarafından "varılacak nihai istasyon" olarak tanımlanan İslâm, yaşları itibarıyla güdülenmeye fazlasıyla açık milyonlarca "ham ruh"ta zaman içinde yanından hızlıca geçilip gidilen ve şimdilerde de nostaljiyle anımsanan bir "ara istasyon"a dönüştü.

Kültür-sanat dünyasıyla biraz olsun ilginiz var ise çevrenizdeki "dindar" gençlere şöyle alıcı gözüyle bir bakın... Rahmetli Yücel Çakmaklı ve onun ülke sinemasındaki varlık mücadelesinden söz ederken "Bunların hepsi birer ilkellik başyapıtı" diyerek burun kıvıran, fakat Koreli ateist Kim Ki Duk'un sineması söz konusu olduğunda bu filmlerin içerdiği bütün İslâmdışı/ahlâkdışı unsurlara karşın hayranlıktan eli ayağı birbirine dolanan; bırakın Türkiye'yi, dünyada bile bir elin parmakları kadar az sayıda sanatçıyı insan yerine koyacak kadar seçkinci bir tavra bürünmüş ultra-dindar genç kızlar...

Gündelik hayatında kullandıkları jargonun üniversite kantinlerinde karşı karşıya geldikleri Marksist örgüt temsilcilerinin kullandığı jargondan hiç bir farkı kalmamış, gelenek ve İslâm'la duygusal ve organik ilişkileri neredeyse yalnızca babasından kendisine yadigar bir "sahabe adı"na indirgenmiş, "Sanat denilen şeyi İslâm'ın kırmızı çizgileriyle sınırlamak bu çağda kabul edilebilir bir durum değil; sanat ancak kendisine sınırsız özgürlük verildiğinde nitelikli ürünler ortaya koyabilecek denetim dışı bir alandır" teraneleriyle baş düşmanlarının türküsünü o düşmanlardan bile daha fazla dillendirir olmuş genç oğullar...

Din kardeşlerine karşı müthiş bir sevgisizlik, saygısızlık, ilgisizlik, hoyratlık... Artık yalnızca soyut iddiaların, batılı referanslardan geçilmeyen bol dipnotlu süslü konuşmaların ara sıcak mezesine dönüşmüş olan kupkuru, tatsız tuzsuz, heyecansız, duygudan bütünüyle yoksun bir dindarlık algısı...

İslâmî kesimin 1990'ların başlarında ardı ardına kurup hizmete açtığı bu tür -batı felsefesiyle barışık olma çabasındaki- sivil toplum örgütlenmeleri, kültür-sanat üreticisi ve yayıcısı kurumlar, kurdelelerinin kesildiği gün koridorlarına dolan bütün o iyimser atmosfere rağmen, 2000'lerin Türkiye'sinde artık bu topraklara yalnızca "duygusuz robotlar"; bırakın varolanın üzerine yeni bir şeyler eklemeyi, varolanı da yakıp yıkan "terminatörler" üretip salmaktalar...

Türk muhafazakâr entelejansiyasının çok önemli ve değerli isimlerinde biri, vaktiyle bunlardan birini hizmete açtıktan kısa bir süre sonra aynen şöyle demişti:

"Bizim hayâllerimiz çok başkaydı; fakat gitgide netleşen şu manzaraya baktığımda 'acaba doğru mu yaptık' diye kendi kendime sormaya başladım. Ortalık bir sürü yarı-entel züppeden geçilmez oldu. Belki de bu kızların Nietsche, Kant, Habermas falan okumak yerine evlerinde oturup doğru düzgün çocuklarla evlenerek doğru düzgün evlatlar yetiştirmeleri ülkemiz için çok daha hayırlı olabilirdi."

Aynen öyle oldu sevgili Üstad'ım... Kalbinde zerrece Allah korkusu ve sevgisi bulunmayan, hayattaki tek derdi bir sonraki projesinin finansmanı için belli adreslere yaslanıp onların maddî desteğini almak ve "seküler jakobenlerin kültür-sanat evreni"nde kendisine bir koltukluk yer açmak olan; gelenekle son bağlantı kırıntılarını simgeleyen kirli bir sakal ve cici-bici bir başörtüsü haricinde inanç boyutları bütünüyle körelmiş bir sürü soğuk tavırlı devşirmeyle doldurdunuz ortalığı...

O yüzden, korkunuz doğrudur. Bir yerlerde -istemeden de olsa- kocaman bir hata yaptınız.

Eserinizle övünmeye hakkınız yok; ancak uygun gördüğünüz bir zamanda doyasıya dövünüp ağlayabilirsiniz.

2 yorum:

terk-i terk dedi ki...

tahlil çok net yapılmış.yazarın üslubunu beğendim.paylaştığın için teşekkürler.şu yazarın adını bi kenara not edeyim:)

terk-i terk dedi ki...

üstad selamun aleyküm.yoksa son zamanlarda hiç okumuyor musun?siteni güncellemeni bekliyorum.hadi kal sağlıcakla.

Etiketler

hmalkan (16) yeni şafak (11) dücane cündioğlu (9) ali bulaç (5) ahmet turan alkan (4) kürt sorunu (4) okuduklarımdan (4) taraf gazetesi (4) zaman gazetesi (4) demokratik açılım (3) feridenin günlüğü (3) kürt açılımı (3) leyla ipekçi (3) nihal karaca (3) türban (3) Türkiye (2) ahmet altan (2) ahmet turan (2) başörtü sorunu (2) esra elönü (2) iskender pala (2) nazan bekiroğlu (2) nihal bengisu (2) sinan paşa (2) tesettür (2) turan alkan (2) türk kimliği (2) ulusal kimlik (2) 1 ocak duası (1) 2009 (1) 28 şubat (1) AB (1) ABD (1) Afganistan (1) Allah'a ısmarladık (1) BOP (1) Bir Model Olarak Hz. Peygamber Dönemi ve Piyasa (1) Cennet hurileriyle takas edilen hüznün hikâyesi (1) Ebuzer (1) Eğreti Gelin (1) Fuzulî (1) Gazze’de Mazlumu Savunurken Diyarbakır’da Zalim Kesilenler (1) Hakikat niçin hep ıslak (1) Japonya (1) Japonya olsun mu? (1) Kafka (1) Katip Çelebi (1) Kemal Sunal (1) Mevlânâ (1) NATO (1) Pakistan (1) Picasso (1) Samtî Dede (1) Stalker (1) Stephen Hawking (1) Sultan Veled (1) Tarkovski (1) Türk ayrılıkçıları (1) Türkçeleştirme (1) acı tenkit (1) adanalı ziya (1) adilmedya.com (1) ahmet paşa (1) ahmet taşgetiren (1) ajda pekkan (1) aksiyon dergisi (1) akıl (1) ali aslan (1) ali koca (1) ali murat güven (1) anatomik tagayyür (1) anayasa mahkemesi (1) anka (1) ankebut 5 (1) anlayış dergisi (1) antropomorfik (1) ateş olmayan yerden yazı çıkmaz (1) atilla fikri ergun (1) avrasya (1) aym (1) aziz mahmud hüdayi (1) aşk (1) aşk hutbesi (1) aşk yapmak (1) aşk üzerine (1) aşk-ı cihan (1) aşkın merhaleleri (1) aşıklık (1) aşıklık odur ki (1) barok dindarlık (1) başka gezegen yok arkadaşlar (1) bedir (1) bengisu karaca (1) beşir ayvazoğlu (1) bilimsel yazar (1) bireysel özgürlük (1) bu hutbe aşkıma gitsin (1) bülent ersoy (1) büyük selanik (1) can güngen (1) cemil meriç (1) cenneti arayan sanat (1) chp (1) cüppeli şövalye (1) darendeli (1) demir leblebidir (1) demokratik hak (1) derviş ruhu (1) dijital cami (1) dilek hanif (1) din de bizim (1) din istismarı (1) dinci (1) dinci basın (1) dindarlar (1) dindarlığın trajedisi (1) dinsiz basın (1) edebiyatta dînî terminoloji (1) elif şafak (1) empati (1) entel sinemacı (1) eril'den eril'e aşkın sırrı (1) ertelenmiş cinsellik (1) estetik (1) estetik toplum (1) evrim (1) ferisiler (1) filistin sorunu (1) formula (1) füsus (1) gazozuna yasin (1) gözlerinde görüyorsan gözlerini (1) haber7 (1) hakan albayrak (1) hakikat (1) happy birthday (1) hastalık ve yaşlılık korkusu (1) hayat (1) hayatın anlamı (1) hayrunnisa gül (1) hazreti aişe (1) hegemonya (1) hendek (1) henry david thoreau (1) her düşünceye saygı (1) hercai yazar (1) herkes kendi cennetine (1) herşey O'dur (1) herşey O'ndandır (1) hiciv (1) hilal kaplan (1) homo islamicus (1) hudeybiye (1) hurma kapsülü (1) hüseyin nasr (1) hüzün (1) hüzünlü veda (1) ihsan eliaçık (1) ihvan (1) ihvan-ı müslimin (1) inamıyorum (1) islam (1) islamcılık (1) islami entelijansiya (1) istenç (1) istihare yatalağı (1) işarat-ı evsaf-ı aşk (1) kadının erkeğe vurgunluğu (1) kahretsin (1) kalp (1) kalp zekası (1) kapitalist tüketim alışkanlıkları (1) karınca kararınca (1) kaybolan paradigmalar (1) kendine iyi bak (1) kerem dağlı (1) kesret (1) kişisel tercih (1) klasik islamcı (1) kuran kursu (1) kutlu doğum (1) kutsallık (1) küçük ölümler (1) kıbrıs (1) laiklik (1) laiklik yorumu (1) mahalle baskısı (1) mahallenin ferisileri (1) marlboro (1) mazhar bağlı (1) medeniyet (1) medeniyet ve ütopya (1) milliyetçilik (1) mizah (1) mizaha meyyalim (1) modern düşünce (1) modernizm (1) muhafazakar (1) muhafazakar kesim (1) muhafazakarlık (1) muktezayı hüsn (1) mustafa kemal (1) mustafa tekin (1) mustafa özel (1) muzip (1) müslüman gençlik (1) müslüman kardeşler (1) müslüman siyaseti (1) müslüman sol (1) müslümanca ekonomi (1) nasır (1) neden hep yaşlı? (1) neden okuyorum (1) nesir dili (1) nihal bengisu karaca (1) niyazi mısrî (1) nuh'un gemisi (1) nurettin huyut (1) obama (1) okuduklarım (1) okuma tutkusu (1) okumak (1) orhan pamuk (1) philip morris (1) putlaştırma (1) q klavye (1) risalehaber (1) romantizm (1) romantizmi kaybettik (1) sabah paşa (1) sadık yalsızuçanlar (1) said nursi (1) sara büyükduru (1) sen önce kendine bak tayfası (1) senai demirci (1) senkretizm (1) seyyid kutup (1) sivil itaatsizlik (1) stanley kubrick (1) suskun buldum (1) sözde vatandaş (1) tarzı (1) tasavvuf (1) taşgetiren (1) taşra hocaları (1) tenzih (1) terörist (1) teşbih (1) tiki (1) tiki ümmet (1) turuncu dergisi (1) türkiyelilik (1) türkçülük (1) uhud (1) utopia (1) vahdet (1) vallahi dertten (1) varoluş (1) veda ve yolcular (1) vitali hakko (1) yenilgi (1) yenilgiye ağıt (1) yeşilçam (1) yılbaşı (1) zaman (1) zorla laik (1) âşık olmak (1) çarşaf açılımı (1) çağdaş dindarlık (1) çocukluğun mahalleleri (1) ölüm korkusu (1) ölümsüzlük (1) ömer faruk darendeli (1) öss (1) öss vasıtaları (1) öteki mahalle (1) özkan erdem (1) ümmet (1) ütopya (1) Şems-i Tebrizî (1) şeriata uygun günah (1) şeyh-i ekber (1) şiir dili (1) şinasi (1) şişmanlık (1)