9 Aralık 2010 Perşembe

Barok Dindarlık

DÜCANE CÜNDİOĞLU

— "Signore Modernista!"

Bertolucci'nin Novecento (1976) adlı başyapıtından aklımda kalan en çarpıcı repliklerden biridir bu!

— "Bay Modern!"

İnsanın alışkanlıklarından kurtulması ne de güçtür.

Bir kere ezbere, sözlü aktarıma alışmışsanız, aslâ sözün yazılmasından hoşlanmazsınız. Yazarken kamış ve hokka kullanıyorsanız, daktilolardan nefret edersiniz, gün gelip parmaklarınız daktilo tuşlarında gezinmeye başlamasın, bu sefer bilgisayar klavyesine tahammül edemezsiniz.

Her defasında yenilik sizi rahatsız edecektir. Yenilik, yani şimdi.

Muhafazakârlığın en büyük açmazı budur. Muhafazakâr bilinç, elindekilere sımsıkı sarılır ve yeni olan her şeyden rahatsız olur. Çünkü o yenilikleri ve değişiklikleri algılayacak ve bu algının süratiyle başedecek enerjiden yoksundur.

Ah nerede o eski zamanlar!

Düşünce geçmişten güç almak yerine bir çırpıda geçmişi kutsamaya (nostaljiye) evrilir. Eskinin görece kıymeti —hiç de farkında olunmaksızın- 'alışkanlık'la ölçülmeye başlar. Geçmiş ister istemez eleştiriden uzak tutulur; "ya hep, ya hiç"in mantığı alır götürür kitleleri.

Ceddin deden, neslin baban.... surlar dövülür. Yeni-Çeri bile eskir. Eskidiği için de değerlenir.

Şimdi gün ışığı kadar ürkütücüdür. Geçmiş ise anarahmi kadar huzur verici.

Bay Modern'in sevimsizliği yabancı olmasındandır. Sükûneti bozar çünkü. [Almanca'daki 'Gast' (misafir) sözcüğünün asırlar önce bir diğer anlamının da 'Feind' (düşman) olması bir tesadüf müdür?]

Yabancılardan hep korkmuştur insanoğlu. Yeniden, Yenilikten. Şimdi'den.


* * *
Endüstri devriminin sonuçları Avrupa'yı en derin çelişkileriyle yüzyüze getirmişti.

20. yüzyılın Kayzerlere de, Çarlara da, Sultanlara da ihtiyacı yoktu; onların yerini Führerler, Duçeler, Ebedî Şefler almıştı.

Ne zaman insanın ve/veya toplumun güven hissi zedelenirse otoritenin demir yumruğu o an sevimli gelmeye başlar. Korku dağ gibi yürekleri eritir, onları kuzu gibi uysallaştırır.

Derken, insan haysiyeti uzun süre korkuya dayanamaz. Nefes alamaz çünkü. Özgür olmak ister. Bu yüzden de isyan eder. Devirir. Önüne gelen ne varsa yıkar, herşeyin altını üstüne getirir. Aşırı güven özgürlüğe hasret bırakır insanı. Acziyet ve korku ise otoriteye.

Bu salınım arasında insanlık tarihi yazılır. Bir yanda korkuya tahammül edemeyenler nezdinde haklılık kazanan kudret ve kuvvet, öte yanda meşrû gücün sultasından gına getirenler nezdinde özgürlük.

Klasik-Barok karşıtlığının temelinde de bu çelişki vardır.

Düzen ve nizam yeknesaklaşmaya görsün, yıkılması kaçınılmazdır. Kaos mu, kriz mi sardı ortalığı, kozmosun ihtişamı o an bir mesih suretinde tecessüm ediverir. Nizam ve intizamın heybeti.

Her türlü sulta'nın, otorite'nin vaadi nizam ve intizamdır, meşruiyeti ise korku ve acziyet. İstikameti ise geçmişedir. Güç geçmişte olduğu için. Muhafazakârlık özü gereği geçmişe kaçar. Korumak ister. Anılarını ve gücünü. Değilse, oları yeniden elde etmek ister. Korunmak ister çünkü.

Özgürlük ise güçsüzlükten değil, bilakis güçten kaçışın adıdır.

Nereye? Geleceğe. Özgürlük şimdi'den kaçışın başka bir formu.

Türkiye'de sağ geçmişe, sol ise geleceğe kaçmaktan hoşlanır. Çünkü ikisi de şimdi'den korkar. İki tarafın da en büyük düşmanıdır Bay Modern.


* * *
İtalya tarihinin çelişkilerini okumak bakımından Bertolucci'nin Novecento'su kadar şiddetle tavsiye edebileceğim bir diğer film de Visconti'nin Leopar'ı (1963).

İkincisi bir soylunun gözünden İtalya.

Sabrı olanlar seyretsinler, bilhassa modernliğin özünün ve dinamiklerinin ülkeden ülkeye nasıl çeşitlenebileceğini görmek isteyenler...

Yorumlamak için yorulsunlar.


* * *
Türkiye'de din üzerinden kendini konumlayan bir siyasî hareketin 40 yıl boyunca kitlerere vaadini ifade etmek için seçtiği isimlerin ortak paydasının ne olduğunu hiç düşündünüz mü?

Neymiş o isimler, hatırlayalım:

— Nizam, Selamet, Refah, Fazilet, Saadet...

Bu dört kelimenin dördünün de ortak anlamı şudur: emniyet, yani güvenlik. Karşıtıysa malum. Korku.

Dine bağlılık, zorunlu olarak yasalara bağlılığı gerektirir. Nizam ve intizam isteğini.

Bu kavramların toplumsal karşılıklarının hiçbiri burada ve şimdi mevcut değildir. Nizam mı arıyorsunuz, geçmiş'e. Selâmet mi, refah mı, fazilet mi, saadet mi istiyorsunuz, yine mazi'ye! (Lider mi arıyorsunuz, yine geçmişe!)

Peki ya 'şimdi'?

Şimdi başkalarınca ele geçirilmiştir. Bize ait değildir. Ötekidir. Değiştirilmesi gerekir. Hiç değilse geçmişle irtibatlandırılmak zorundadır.

Gelecek, ancak şimdi'nin üstünden atlanabilirse mümkündür, yani sıçranabilirse.

Dindarlık ve muhafazakarlık son iki asırdır geleceğe yürüyemedi, sadece sıçramak istedi.


* * *
Şimdi'den mahrum bir dindarlıktı bu! Burada değildi. Geçmişte yaşayan ve geleceğin aynasında geçmişini görmek isteyen bir muhafazakarlık... Her ne pahasına olursa olsun güven arayan ve ne yazık ki bu zaafı sebebiyle Batılılaşma öcüsüyle modernlikten uzak tutulması kolay olan bir dindarlık...

Artık bugün yeni yeni şimdi'nin dindarlığı kendini göstermeye başlıyor.

Şimdi ve burada varolmaya karar vermiş görünen bir dindarlık bu seferki.

Geleceğe sıçramak değil, yürümek, belki koşmak isteyen bir dindarlık.

"Signore Modernista!" diye suçlanacak bir dindarlık.


* * *
Şimdi'nin dindarlığında etkin unsur artık toplum değil, birey olacak.

İtaatten çok isyanı, uyumdan çok ayrıksılığı, düzenden çok düzensizliği seçmek zorunda kalacak. Bu nedenle de nizam, selamet, refah, fazilet ve saadet vaadlerinin yerine burada ve şimdi'yi talep edecek...

Klasik formların baydığı ruhları besleyecek barok bir dindarlık bu...

Çizgisel değil gölgesel... en-boy değil derinlik... tektonik değil atektonik... Uyumlu değil, uyumsuz.

Tanrı'nın işaretlerini artık tarlalarda, bahçelerde, çiçek ve böceklerde değil, caddelerde, metrolarda, mağazalarda, konserlerde, stadyumlarda da görmek isteyecek bir dindarlık bu.

Görmüyor musunuz, Tanrı artık şehirde! Hem de şimdi, şu anda, ve burada.

Biraz dikkat ediniz görürsünüz; biraz kulak kabartınız duyarsınız. Korkmayın uzatın elinizi, hemen dokunursunuz.

Geçmişin değil, bugünün tanrısı.

Hissetmiyor musunuz, yanıbaşınızda.

Etiketler

hmalkan (16) yeni şafak (11) dücane cündioğlu (9) ali bulaç (5) ahmet turan alkan (4) kürt sorunu (4) okuduklarımdan (4) taraf gazetesi (4) zaman gazetesi (4) demokratik açılım (3) feridenin günlüğü (3) kürt açılımı (3) leyla ipekçi (3) nihal karaca (3) türban (3) Türkiye (2) ahmet altan (2) ahmet turan (2) başörtü sorunu (2) esra elönü (2) iskender pala (2) nazan bekiroğlu (2) nihal bengisu (2) sinan paşa (2) tesettür (2) turan alkan (2) türk kimliği (2) ulusal kimlik (2) 1 ocak duası (1) 2009 (1) 28 şubat (1) AB (1) ABD (1) Afganistan (1) Allah'a ısmarladık (1) BOP (1) Bir Model Olarak Hz. Peygamber Dönemi ve Piyasa (1) Cennet hurileriyle takas edilen hüznün hikâyesi (1) Ebuzer (1) Eğreti Gelin (1) Fuzulî (1) Gazze’de Mazlumu Savunurken Diyarbakır’da Zalim Kesilenler (1) Hakikat niçin hep ıslak (1) Japonya (1) Japonya olsun mu? (1) Kafka (1) Katip Çelebi (1) Kemal Sunal (1) Mevlânâ (1) NATO (1) Pakistan (1) Picasso (1) Samtî Dede (1) Stalker (1) Stephen Hawking (1) Sultan Veled (1) Tarkovski (1) Türk ayrılıkçıları (1) Türkçeleştirme (1) acı tenkit (1) adanalı ziya (1) adilmedya.com (1) ahmet paşa (1) ahmet taşgetiren (1) ajda pekkan (1) aksiyon dergisi (1) akıl (1) ali aslan (1) ali koca (1) ali murat güven (1) anatomik tagayyür (1) anayasa mahkemesi (1) anka (1) ankebut 5 (1) anlayış dergisi (1) antropomorfik (1) ateş olmayan yerden yazı çıkmaz (1) atilla fikri ergun (1) avrasya (1) aym (1) aziz mahmud hüdayi (1) aşk (1) aşk hutbesi (1) aşk yapmak (1) aşk üzerine (1) aşk-ı cihan (1) aşkın merhaleleri (1) aşıklık (1) aşıklık odur ki (1) barok dindarlık (1) başka gezegen yok arkadaşlar (1) bedir (1) bengisu karaca (1) beşir ayvazoğlu (1) bilimsel yazar (1) bireysel özgürlük (1) bu hutbe aşkıma gitsin (1) bülent ersoy (1) büyük selanik (1) can güngen (1) cemil meriç (1) cenneti arayan sanat (1) chp (1) cüppeli şövalye (1) darendeli (1) demir leblebidir (1) demokratik hak (1) derviş ruhu (1) dijital cami (1) dilek hanif (1) din de bizim (1) din istismarı (1) dinci (1) dinci basın (1) dindarlar (1) dindarlığın trajedisi (1) dinsiz basın (1) edebiyatta dînî terminoloji (1) elif şafak (1) empati (1) entel sinemacı (1) eril'den eril'e aşkın sırrı (1) ertelenmiş cinsellik (1) estetik (1) estetik toplum (1) evrim (1) ferisiler (1) filistin sorunu (1) formula (1) füsus (1) gazozuna yasin (1) gözlerinde görüyorsan gözlerini (1) haber7 (1) hakan albayrak (1) hakikat (1) happy birthday (1) hastalık ve yaşlılık korkusu (1) hayat (1) hayatın anlamı (1) hayrunnisa gül (1) hazreti aişe (1) hegemonya (1) hendek (1) henry david thoreau (1) her düşünceye saygı (1) hercai yazar (1) herkes kendi cennetine (1) herşey O'dur (1) herşey O'ndandır (1) hiciv (1) hilal kaplan (1) homo islamicus (1) hudeybiye (1) hurma kapsülü (1) hüseyin nasr (1) hüzün (1) hüzünlü veda (1) ihsan eliaçık (1) ihvan (1) ihvan-ı müslimin (1) inamıyorum (1) islam (1) islamcılık (1) islami entelijansiya (1) istenç (1) istihare yatalağı (1) işarat-ı evsaf-ı aşk (1) kadının erkeğe vurgunluğu (1) kahretsin (1) kalp (1) kalp zekası (1) kapitalist tüketim alışkanlıkları (1) karınca kararınca (1) kaybolan paradigmalar (1) kendine iyi bak (1) kerem dağlı (1) kesret (1) kişisel tercih (1) klasik islamcı (1) kuran kursu (1) kutlu doğum (1) kutsallık (1) küçük ölümler (1) kıbrıs (1) laiklik (1) laiklik yorumu (1) mahalle baskısı (1) mahallenin ferisileri (1) marlboro (1) mazhar bağlı (1) medeniyet (1) medeniyet ve ütopya (1) milliyetçilik (1) mizah (1) mizaha meyyalim (1) modern düşünce (1) modernizm (1) muhafazakar (1) muhafazakar kesim (1) muhafazakarlık (1) muktezayı hüsn (1) mustafa kemal (1) mustafa tekin (1) mustafa özel (1) muzip (1) müslüman gençlik (1) müslüman kardeşler (1) müslüman siyaseti (1) müslüman sol (1) müslümanca ekonomi (1) nasır (1) neden hep yaşlı? (1) neden okuyorum (1) nesir dili (1) nihal bengisu karaca (1) niyazi mısrî (1) nuh'un gemisi (1) nurettin huyut (1) obama (1) okuduklarım (1) okuma tutkusu (1) okumak (1) orhan pamuk (1) philip morris (1) putlaştırma (1) q klavye (1) risalehaber (1) romantizm (1) romantizmi kaybettik (1) sabah paşa (1) sadık yalsızuçanlar (1) said nursi (1) sara büyükduru (1) sen önce kendine bak tayfası (1) senai demirci (1) senkretizm (1) seyyid kutup (1) sivil itaatsizlik (1) stanley kubrick (1) suskun buldum (1) sözde vatandaş (1) tarzı (1) tasavvuf (1) taşgetiren (1) taşra hocaları (1) tenzih (1) terörist (1) teşbih (1) tiki (1) tiki ümmet (1) turuncu dergisi (1) türkiyelilik (1) türkçülük (1) uhud (1) utopia (1) vahdet (1) vallahi dertten (1) varoluş (1) veda ve yolcular (1) vitali hakko (1) yenilgi (1) yenilgiye ağıt (1) yeşilçam (1) yılbaşı (1) zaman (1) zorla laik (1) âşık olmak (1) çarşaf açılımı (1) çağdaş dindarlık (1) çocukluğun mahalleleri (1) ölüm korkusu (1) ölümsüzlük (1) ömer faruk darendeli (1) öss (1) öss vasıtaları (1) öteki mahalle (1) özkan erdem (1) ümmet (1) ütopya (1) Şems-i Tebrizî (1) şeriata uygun günah (1) şeyh-i ekber (1) şiir dili (1) şinasi (1) şişmanlık (1)